Gülten Dayıoğlu Gençlik Edebiyatında 49 Yıl
HABER DETAYI

YENİ ROMANIN İLK SAYFALARINDAN TADIMLIK... (00.00.0000)

SEVGİLİ OKURLARIM! MO’NUN GİZEMİ ADLI GENÇLİK ROMANIMIN ÜÇÜNCÜ KİTABI SONBAHAR’DA SİZLERLE BULUŞMAYA HAZIRLANIYOR MO’NUN GİZEMİ 3 - İKİZLER
Mo’nun Gizemi adlı romanın ikinci kitabı olan Mo’nun Gizemi2 –Otran çok ilginç bir olayla sona ermişti. Defne İle Burç ve Ece’nin yaşamlarına , Yuma tarafından laboratuvarda dünyaya getirilen, ikiz bebekler girmişti. Onları gizemli dostları Otran getirmişti. Bahçedeki , bebek sepetini görünce , Defne ile Burç’un ,adeta dilleri tutulmuştu. Sepetin içindeki bebeklerle göz göze geldiklerinde ise ,yıldırım çarpmış gibi, tepeden tırnağa sarsılmışlardı. Mo’nun Gizemi adlı dizinin, üçüncü kitabının baş kahramanları, işte bu İKİZLER. Defne ve Burç ,Otran’nın önerisine uyarak, ikizlerin müjdesini vermek üzere, dünyanın değişik yerlerinde yaşamakta olan ailelerini, İstanbul’a davet etmişlerdi.Aileler gelmesine gelmişlerdi .Ama, onlar çiftliğe ulaşmadan önce , Defne,Burç ve Ece’nin , ikizlerle yaşadıkları dudak uçuklatıcı serüvenlerden haberleri yoktu.Meğer neler olmuş neler!... Olanları nasıl öğrendiğimi sizlere açıklamadan durabilir miyim! Son Üç yıldır ,ikizlerin annesi Defne, bilgisayarıma günlüklerini gönderiyor. İlk günlükten, şu bilgileri edindim: Sepet beşikle bahçeden eve taşınan İkizler ,Defne ,Burç ve Ece’yi hem şaşırtmış hem de alabildiğine mutlu kılmış. Ece ,Defne ve Burç ,İlk iş olarak,bebeklerden hangisinin kız, hangisizin erkek olduğunu öğrenmek için, giysilerini çıkartmaya karar vermişler. Kendilerini bekleyen ürkü verici olaylardan haberleri olmadığından,ölçüsüz bir keyifle , has ipekten yapılma tulumlarını , vücutlarından sıyırmışlar. Sonra altlarını açmışlar. Bebeklerin biri kız, öteki erkek olmasına karşın , birbirlerine öylesine benziyorlarmış ki!... Defne , Burç ve Ece, hayranlıkla onlara bakarken,birden karşılarında çırıl çıplak duran ikizlerin bedenleri, tir tir titremeye başlamış .Çok geçmeden titremeleri durmuş. Bu kez, yetişkin insan gibi gerinerek, ıkınıp sıkınmaya girişmişler. Sonra , bir solukluk süre içinde, akıl almaz bir değişime uğrayarak, kol kalınlığında birer tırtıla dönüşmüşler.
Defne’nin yazılarını okurken, kendimi, adeta onların yanındaymışım gibi duyumsadım. Gözlerimi yumdum. O dudak uçuklatıcı olayları onlarla birlikte yaşamaya başladım: Ece, Defne ve Burç, adeta taş kesildiler. Sadece bedenleri değil, zihinleri de öylece donup kalmıştı. Kısacası ne kımıldayabiliyor ne konuşabiliyor ne de düşünebiliyorlardı. Yutkunarak dillerinin çözülmesini beklerken, faltaşı gibi açılmış gözlerini, bebeklere odaklamışlardı. Arada bir bakışlarını, çaresizlik içinde birbirlerine çeviriyorlardı. Ama bu bakışlar, hiç bir anlam taşımıyordu. Altın sarısı saçları, sedef gibi ışıyan tenleri , derin denizlerin gizemli maviliğini yansıtan , parıltılı gözbebekleriyle, ilk görüşte kendilerini büyüleyen bebekler, yok olmuştu.Onların yerinde ,iri birer ipek böceği tırtılını andıran, iki kurtçuk belirmişti. Bu şoku ilk atlatan kişi,Defne oldu. Çünkü o daha ilk anda , anaca bir sezgiyle, bebeklerin sıradan insan yavrusu olmadıkarına inanmıştı. Bu yüzden dayanılmaz bir analık dürtüsüyle , titreyen ellerini uzatıp, kurtçuklara dokunmaya daha doğrusu, onları okşamaya yeltendi. Burç ürküyle atıldı: “Defne’em, onların derileri çok ince.Nerdeyse yarı saydam bir halde. Baksana iç organları bile görünüyor. Ellerinle yavrularımızı incitebilirsin.” Dedi. Defne hemen ellerini geri çekti: Defne : “Kurtçuk görünümünde olmalarına karşın, onlara yavrularımız demenden ,çok etkilendim. Evet onlar bizim yavrularımız. Otran öyle dedi. Bu durum bizi şaşırtmamalı. Yuma tarafından, bizden alınan Mo geni kırışmış üreme salgılarıyla , laboratuvarda oluşturulan bebeklerimizin, elbette sıradan insan yavruları gibi olmasını bekleyemeyiz. Kimbilir bu iki bebek, nice olağanüstü güçlere sahipler! “ Ece : “Ben de ikizlerin sıradan insan yavruları olmadıklarına, insanüstü özellikler taşıdıklarına inanıyorum. Ancak özel yeteneklerinin böylesine hızla ortaya çıkabileceğini düşünmüyordum. Onları okşamak için, içimde dayanılmaz bir istek oluşmuştu. Ama !.... Açıkcası , bebek halleriyle çok güzeldiler. Dilerim eski hallerine dönerler de onları doyasıya sevip okşayabiliriz. “ Ece tümcesini tamamlayamadan, kurtçuklar uzayıp kısalmaya başladılar. Kendi çevrelerinde dönerek, kromozom sarmalını andıran bir görünüme büründüler. Sonra birden, sarmal çözüldü. Kurtçuklar pide gibi yassılıp yayıldılar. Ardından, deniz yıldızı gibi beş kollu bir hal aldılar. Bu görünümleri de uzun sürmedi.Yıldızı oluşturan beş uzantıdan her biri, eğilip bükülerek, şekil değiştirmeye başladı. Daha sonra, çıkıntılardan biri başa, ikisi kollara, ikisi ise bacaklara dönüştü. Ve kısa sürede gövdeleri oluşan bebekler, eski hallerine döndüler. SONRA İKİZLERİN, UZUN YILLAR SÜRECEK OLAN, NEFES KESİCİ SERÜVENLER BAŞLADI. ……
Not: Mo’nun Gizemi 3 -İkizler Sonbahar’da (Eylül –Ekim 2011) yayınlanacak.
HABER KATEGORİLERİ
Genel Haberler
Vakıf Haberleri
Fuar ve İmza Günü Haberleri
Yeni Kitap Haberleri
Basında Ben
Videolar
Röportajlar
Ödül Törenleri
VAKIF
PUBLISHER'S PAGE
ÖNEMLİ DUYURULAR
FACEBOOK SAYFALARIM
E-POSTA ÜYELİĞİ
Yenilikler, eserler ve imza günlerinden haberdar olmak için e-posta listemize üye olabilirsiniz:
Bulunduğunuz İl:

E-Posta Adresiniz:

SİTE İÇERİSİNDE ARA
Anasayfa | Gülten Dayıoğlu | Kitaplarım | Kitap Katalog | Haberler | Galeri | İletişim
Arkaplan seçenekleri:
Şu an sitede 36 kişi var